Kayıtlar

Sen tesbih çekmezsin , tesbih seni çeker...

Resim
Müslüman bir fert olarak, insanoğlu ve sâir varlıklar arasında tamamlayıcı ilişki mevcuttur. Bu ilişkinin mahiyetini ontolojik (valık felsefesi) olarak mütâlaa etmek umum varlığa karşı güzide bir bakış açısı kazandıracaktır.    Ontolojik olarak varlıkların var-olmasını anlamlı kılan insan oğlunun mevcudiyetidir. İnsanoğlunun var-olmasını anlamlı kılan da diğer varlıkların mevcudiyetidir.  {•}  هُوَ الَّذٖى خَلَقَ لَكُمْ مَا فِى الْاَرْضِ جَمٖيعًا ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍۜ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلٖيمٌ۟{•} "Yeryüzünde ne varsa tamamını sizin için yaratan, sonra göğe yönelerek onları, yedi gök olarak tamamlayıp düzene koyan O’dur ve O, her şeyi hakkıyla bilmektedir."   Bakara (2/29)  Rabbimizin ayetinden anlaşılmaktadır ki bu dünyaya mânâ veren bizim yaratılmamız yani mevcudiyetimizdir. Hava ,toprak, bitkiler , hayvanlar ilh. Yani temaşa ettiğimiz her varlık Rabbimizden bir lütfu keremidir. Peki biz varlıkla...

Peki yalnızlık hep yalnız mıdır?

Yüz çevirdiğimiz zaman semanın ferahlığından dalarız yalnızlığın ormanına. Hararetle tutuşan çıtaların arasında kül olmuş bil daldan başka bir dala konarım, konarız. Bu nedamatin şiirsel bir dille ne güzel ifade etmiş İsmet Özel: ”Tam düşecekken tutunduğum tuğlayı kendime Rabb bellemeyeceğim” Her şeyin birer birer mavi ekrana hapsedilmeye çalışıldığı bu çağda yanlışlığı reddetmekten vâki olan yalnızlık , hoyratça bir başkaldırıdır. Yüksek binaların, ışıltılı villaların arasında bir sığınak arayışıdır; yalnızlık. Bedenimize değil, özümüze ait olanı aramaktır. Dört duvar arasında gözyaşlarıyla süslemektir kalbimizi...     Peki yalnızlık hep yalnız mıdır? 

Gönül Sarayımıza Yerleştirirken Mihenk Taşlarını Gönülden İcazet Aldık Mı?

Resim
Gönül sarayımıza yerleştirirken mihenk taşlarını gönülden icazet aldık mı?  Her birimizin ilk ve son  defa müşâhede ettiği hayatın bazı zamanlarında bizi biz yapan hatalar  mevcuttur. Varlığı tezatları mukabilinde idrak edebildiğimiz dünya hayatında, kendimizi de hata ve hayırlı vasıflarımızla anlamlandırıyoruz. Misal olarak erdemli olmak vasfını, fuhşiyat gibi ahlâka muğayir davranışların varlığıyla idrak ediyoruz. Zîra herkes erdemli olsa idi biz aciz varlıklar fuhşiyat nedir idrak edemezdik. Binaenaleyh hatalarımız, hayatımızda beyazı anlamlı kılan siyah gibidir.    Neticesinde bazı nimetleri kaybettiğimiz hatalar, mâhiyet bakımından ikiye ayrılır: Biri maddi nimetlerdir, diğeri mânevi nimetlerdir. Neticesinde maddi nimetlerden mahrum kaldığımız hataların  telâfisi  kolaydır. Zira nimet sahibinin hazinesi boldur. Lâkin mânevi nimetleri , günümüzde en az kıymet verdiğimiz nimetleri  kaybettiğimiz hataların telâfisi bu kadar basit değ...